ABD uzun süredir merkez bankası tarafından çıkarılacak bir dijital dolar fikrini gündeminde tutuyordu fakat mahremiyet kaygıları nedeniyle bu planı rafa kaldırdı. Bunun yerine özel şirketlerin ve kamu kurumlarının stablecoin geliştirmesini teşvik etti. Bugün piyasadaki stablecoinlerin %99’u Amerikan dolarına endeksli ve her bir token, 1:1 oranında ABD doları ya da hazine bonosu ile destekleniyor. 18 Temmuz 2025’te Başkan Donald Trump tarafından imzalanan GENIUS Act, bu uygulamayı yasal çerçeveye oturtarak stablecoin ihracını daha güvenilir hale getirdi.
Stablecoin ihracatçıları, piyasaya sürdükleri dijital tokenleri desteklemek için ABD tahvillerine yatırım yapmak zorunda kalıyor. Bu da Amerikan hazinesine sürekli bir sermaye akışı sağlıyor. Tether örneğini veren BitMEX kurucu ortağı Arthur Hayes, stablecoin iş modelini “doları al, token bas, hazine bonolarına yatır ve faiz getirisi kazan” şeklinde özetliyor. Böylece stablecoin talebi, dolara ve hazine kağıtlarına olan talebi artırıyor.
Küresel ölçekte USD stablecoin patlaması
Özellikle Güney Amerika, Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde yerel para birimleri sürekli değer kaybederken, USD bağlantılı stablecoinler güvenli bir liman olarak öne çıkıyor. Bu bölgelerde yaşayan milyonlarca kişi, stablecoinleri hem tasarruf aracı olarak hem de para transferlerinde düşük maliyetli çözüm olarak kullanıyor. ABD merkezli sosyal medya devlerinin WhatsApp gibi platformlarında stablecoin transferlerini desteklemesi halinde, sermaye çıkışlarının daha da hızlanabileceği ve yerel bankacılık sistemlerinin bypass edilebileceği konuşuluyor. Hayes, bunun ABD’nin kontrolünde dijital bir dolar imparatorluğu yaratabileceğini vurguluyor.
Trump’tan dijital teknoloji hamlesi ve küresel çatışma riski
26 Ağustos’ta Trump, “Amerikan teknolojisine ayrımcılık yapan” ülkeler üzerine ağır gümrük vergileri getireceğini açıkladı. Bu, WhatsApp gibi platformlarda stablecoin işlemlerine engel olmak isteyen ülkelerin ciddi ekonomik bedeller ödeyebileceği anlamına geliyor. ABD’nin teknolojik üstünlüğü ile stablecoin ihracındaki avantajı birleştiğinde, doların küresel ölçekte daha da güçlenmesi ihtimali artıyor. Öte yandan bu durumun olumsuz bir tarafı da var: Güçlenen dolar, Amerikan ihracatını pahalı hale getiriyor. Trump’ın hedefi ABD üretimini ve ihracatını artırmak olsa da güçlü bir dolar bu politikayla çelişebilir.
Çin, Japonya ve diğer ülkelerin tepkisi
Bu gelişmeler karşısında Çin, Japonya ve farklı ülkeler kendi ulusal para birimlerine endeksli stablecoin projelerine hız veriyor ve bu adım, ABD’nin dolar merkezli stablecoin hâkimiyetine karşı bir denge unsuru olarak değerlendiriliyor. Son dönemde birçok ülkenin dolar rezervlerindeki değer kaybı nedeniyle altına yönelmesi de bu stratejiyi destekliyor. Altın talebinin artması ve ulusal para destekli stablecoin projeleri, ABD merkezli stablecoin ekosisteminin küresel hâkimiyetine meydan okuyan önemli gelişmeler olarak öne çıkıyor.