Trump Media & Crypto.com İş Birliği: Kripto Dünyası için Yeni Bir Çağ mı Başlıyor?
Kripto piyasası, uzun zamandır düzenleyici belirsizlikler, aşırı oynaklık ve yatırımcı güveni konularıyla gündemde. 2025’in ikinci yarısında ise dikkatleri üzerine çeken bir hamle geldi ve tartışmaları yeni bir boyuta taşıdı:
Trump Media & Crypto.com’ın beklenmedik ortaklığa imza attı.
Bu işbirliği kapsamında kurulacak yeni bir şirket, kripto varlıkları bir hazine gibi yönetecek ve SPAC (Özel Amaçlı Şirket) yoluyla Nasdaq borsasında işlem görecek. Haberin duyurulmasının ardından Crypto.com’ın yerel token’ı olan CRO, değerine değer kattı ve %30’a yakın bir sıçrama yaptı ve piyasada çok etkisi yarattı.
Bu gelişmeler bize artık şirketlerin kriptoyu bilançolarını yönetmek için ciddi bir enstrüman olarak görmesini mi sağladı. ABD’de birçok firma zaten kripto yatırımlarını şirketlerinin bilançolarına eklediğini biliyoruz.
SPAC modelini biraz açacak olursak:
SPAC’ler, özellikle ABD’de, şirketlerin geleneksel yollara kıyasla çok daha hızlı ve daha az maliyetle borsaya açılmasını sağlayan bir araçtır.. Trump Media ve Crypto.com’ın ortaklığı, kripto varlıkların bu finansal araçla bir araya geldiği ilk büyük örneklerden biri olması çok fazla dikkatleri üzerine topladı.
Şirketler için kripto artık sadece kenarda duran spekülatif bir yatırım aracı değil artık aktif olarak yönetilen, bilançonun bir parçası haline gelen bir varlık sınıfına girdi.
Yatırımcılar için ise SPAC modeli, kurumsal yatırımcıların ve büyük sermayenin kriptoya “kurallı” ve düzenli bir şekilde erişmesinin önünü açıyor. Geleneksel hisse satışı veya halka arzlara göre çok daha hızlı şeffaf bir yapı sunuyor.
Piyasalarda da bir tahta yönetenin hareketleri şeffaf olarak takip edildiğinden burada fraud olasılığı çok çok daha azdır.
Bu ortaklığın cazibesi, iki tarafın da getirdiği güçten kaynaklanıyor: Crypto.com’un küresel kullanıcı ağı ve teknolojik altyapısı, Trump Media’nın ise marka gücü ve siyasi etkisi. Ancak işin en büyük handikapı, hâlâ netleşmeyen sorunlardan birisi regülasyon ve düzenleyici çerçevelerin netleşmemiş olması. Trump burada siyasi gücünü kullanarak yakında olası değişiklikler için şimdiden bir altyapı hazırlığı içerisinde olduğunu düşünmekteyim.
AML/KYC Riskleri: Bu kadar büyük bir kripto hazinesi, kara para aklama ve benzeri riskleri de beraberinde getiriyor. Net kurallar olmadan denetim zafiyeti doğurabilir. Burada çok net kurallar ve kontrolleri yapmak gerekmektedir.
Vergi Belirsizliği yüzünden ABD’de Şirketler bile plan yaparken çok zorlanıyor.
Yatırımcı koruması zaten dünyanın her yerinde güvenli liman algısını birçok yaşanan acı tecrübe bize öğretti. Bu nedenle çok kaygan ve kırılgan bir zemin üzerine kurulu.
Türkiye Açısından Bakalım:
Türkiye, kripto varlık sektörünü düzenlemeye çalışan ülkelerden biri. MASAK’ın KYC (Müşterini Tanı) ve KYT (İşlem Takibi) gibi yükümlülükleri zaten yürürlükte ve çalışmalar Tubitak kanadı tarafından yürütülüyor. SPK da ayrıca KVHS’ler (Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları) için getireceği yeni kurallar konuşuluyor.
Ancak yine de bu modelin Türkiye’de hayata geçirilmesi şu an için oldukça zor olarak görülüyor. Sebepleri ise:
SPAC için bir altyapı şimdilik bulunmuyor. Türkiye’de şirketlerin halka arz süreçleri SPK denetiminde ve geleneksel yollarla ilerliyor.
Yasal zeminde de şirketlerin bilançosunda kripto varlık bulundurması ve onu yönetmesi gri bir alan şimdilik. Martının kurucusu Oğuz Alper ÖKTEM rezervlerinin kademeli olarak yüzde 50’sini Bitcoin olarak tutacağını yayınladı.
Trump & Cyrpto.com işbirliği kadar ses getirmese de bu hamle Türkiyede de artık finansal bir enstrüman olarak kullanılabilirliği düşündürmeye başladı. Burada Marti Technologies, NYSE borsasında listeleniyor ve işlem görüyor.
Kripto kazançlarının nasıl vergilendirileceği ise hâlâ net değil. ABD gibi büyük bir ekonomide bile bu konuda tam bir çerçeve oluşmuş değil.
Şirketler için bu durum büyük bir problem. Çünkü vergiyi bilmeden yapılan her hamle, ileride ekstra yük getirebilir. Örneğin, bir şirket bugün kriptoyu bilançosuna eklediğinde, yarın vergi kuralları değişirse ciddi bir maliyetle karşılaşabilir.
Büyük şirketler bu nedenle temkinli davranıyor. Vergi netleşmeden kriptoyu hazine yönetimine dahil etmek, uzun vadeli plan yapmayı neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Türkiye bu modele uyum sağlamak için ne yapabilir?
SPAC benzeri alternatif halka arz yöntemleri üzerine düşünmek.
Şirketlerin kripto varlık bulundurması ve yönetmesine dair net bir mevzuat oluşturmak.
Vergilendirme konusundaki belirsizliği acilen gidermek.
SPK ve BDDK’nın koordineli bir şekilde “Kripto Varlık Yönetim Şirketleri” gibi özel lisanslar çıkarması.
Bu adımlar atılırsa, önümüzdeki dönemde Türkiye’deki büyük holdinglerin de benzer girişimlerde bulunması sürpriz olmaz.
Özetle, bu hamle bize şunu gösterdi: Kripto artık sadece bireysel yatırımcıların değil, büyük şirketlerin de ciddi ciddi masasına yatırdığı bir konu. Yeni bir dönemin kapısı aralanıyor olabilir.